
PİRİ REİS (1470-1554)
Piri Reis , Türk amirali, coğrafya ve kartoğrafya bilginidir. Asıl adı Muhiddin olan Piri Reis, 1470 yılında Karaman'da doğmuştur.
Piri Reis, amcası Kemal Reis'in yanında çocukluğundan başlayarak, bütün Akdeniz'i dolaştı. İspanya seferlerine katılıp, Cebelitarık'a kadar gitti. Akdeniz'de görmediği, ayak basmadığı yer kalmadı. Amcasının ölümünden sonra, 1511 yılında, Oruç Reis'in kaptanlarından biri olarak, Mısır'a gitti ve 1513 yılında Barbaros kardeşlerle birlikte, Kuzey Afrika'ya ayak bastı. Cezayir'in fethinden sonra, Oruç Reis tarafından Yavuz Sultan Selim'e gönderildi. Yavuz Sultan Selim'den "Derya Beyi" (Deniz Albayı) rütbesini alan Piri Reis, Mısır seferine katıldı. A rdından, Gelibolu ve İstanbul'da bulundu. Barbaros'un deniz seferlerine katıldı. 1533 yılında Barbaros Hayrettin Paşa Kaptan-ı Derya olunca, O'da "Derya Sancak Beyi (Tümamiral)" ünvanını aldı.
Piri Reis XVI. yy'da en büyük coğrafya bilgini kabul edilmektedir.Büyük eseri ''Kitab-ı Buhriyye (Denizcilik Kitabı) '', yüzlerce harita ve kroki ile zenginleştirilmiştir. Eserinde, Akdeniz'i bütün sahilleri, adaları, limanları ve kıyılarıyla tek tek ele almış, bu yerlerin meteoroloji, iklim ve bitki örtüsü özelliklerini büyük bir isabetle kaydetmiştir.1521 yılında tamamladığı eserini, bazı düzeltmeler yaptıktan sonra 1525' te Kanuni Sultan Süleyman'a sunmuştur. Eserde, Amerika kıtasının keşfinden de bahsedilmekte ve dünyanın küre şeklinde olduğu açıkça belirtilmektedir. Eserin aslı Topkapı Sarayı'ndadır.
Piri Reis'in kendi eliyle ceylan derisine çizdiği ''Amerika Haritası'' , ilk eseri kadar belki daha da fazla ünlüdür. Orjinali Topkapı Sarayı'nda olan bu harita, bir Atlas Okyanusu '' haritasıdır ve kendi eliyle çizdiği atlastan günümüze kalan sadece bir paftadır. Bu bazı kısımları yırtılmış iki haritadan oluşmaktadır. 1513 tarihinde çizileni, Amerika'nin keşfinden 21 yıl sonradır. Bazı batılı bilim adamları, bu nedenle haritanın Cristof Kolomb'a ait olduğunu iddaa etmişlerdir. Bu iddaaların hiçbir dyanağı yoktur. Çünkü Kolomb,böyle bir harita çizmiş olsaydı bunun bir örneğini mutlaka kendi krallığına vermesi gerekirdi.
1513'te çizdiği ilk haritasında Kristof Kolomb'un 1498'de çizdiği Amerika haritasından, Portekiz ve Arap haritalarından yaralandığını belirtir. Elde kalan parçası Avrupa ve Afrika'nın batı kıyılarıyla Atlas Okyanusunu, Antil Adalarını, Orta ve Güney Amerika'yı gösterir. 1528'de çizdiği ikinci haritasında günümüze kalan parça, büyük bir dünya haritasının kuzey batı köşesi olup Atlas Okyanusu'nun kuzeyini, Kuzey ve Orta Amerika'nın yeni keşfedilmiş kıyılarını ve Grönland'dan Florida'ya uzanan kıyı şeridini içerir. Adalar ve kıyılar son keşiflere dayalı olarak daha doğru çizilidir. Keşfedilmeyen yerler ise beyaz bırakılarak bilinmediği için çizilmediği belirtilir. İlk haritadan daha büyük ölçekli ve gelişkin olan ikincisi, teknik olarak döneminin en ileri örneğidir.
1528 tarihli ikinci haritada Piri Reis , Amerika ve Atlas Okyanusu'nun Avrupa ve Afrika kıyılarını, adalarını, ülkelerini, Amerika ve Afrika'da insan girmemiş çok yere Osmanlıca isimler vererek göstermiştir.
Piri Reis'in eserleri, XV. ve XVI.yy.'larda Türk Denizciliğinin ve biliminin hangi aşamada olduğunu açıkça göstermektedir. Haritaların ilki bile, Avrupa'da 1528 yılında Glola Dore tarafında çizilen Amerika haritasından çok daha doğrudur. Piri Reis'in haritalarında Grönland'dan Florida'ya kadar olan sahiller sekiz renkle çizilmiştir.
Piri Reis'in haritaları bilim adamları arasında tartışmalara neden olmuştur. Bu kadar mükemmel haritaların, o dönemin bilgileriyle nasıl çizilebildiği konusunda bilimsel araştırmalar yapılmıştır. Hatta Eric Von Doniken '' Tanriların Arabaları '' adlı eserinde uzaydan gelen yaratıkların bu bilgileri Piri Reis'e aktardıklarını, aksi takdirde o tarihlerde kutuplara kadar böyle haritaların çizilemeyeceğini ciddiyetle iddaa etmiştir.
PİRİ REİS HARİTASI BİLMECESİ Piri Reis'e geniş yer ayıran Komsomolskaya Pravda gazetesi, onun haritasından yola çıkarak 10000 yıl önce Antarktika'da insanların yaşadığını yazdı . Gazete, haritada Şili kıyıları, And Dağları ve Afrika'nın o döneme kadar eşi görülmemiş şekilde ayrıntılı haritasının yer aldığını belirterek , '' Türk amiralin haritasında, keşfinden 300 yıl önce Antarktika ile ancak 1958'de bulunan takım adalar da var'' ifadesini kullandı. TRİGONOMETRİ BİLMECESİ Rus tarihçi Sergey Manukov ise Piri Reis'in 1513'te çizdiği haritasının benzerini hazırlamanın ancak dünyanın uydudan çekilmiş fotoğraflarıyla mümkün olduğunu söyledi. Rus uzman, " Aslında harita da fotoğrafa çok benziyor. Sanki , bir uydu aracı çizimi yapılan bölgenin üzerinde dolaşarak fotoğrafını çekmiş. Özellikle güney yarımküre inanılmaz ayrıntılı" dedi. Manukov, Piri Reis'in trigonometri bilmeden böyle bir harita hazırlamasının mümkün olmadığını, ancak trigonometrinin 18'inci yüzyılda kullanılmaya başlanmasının şaşırtıcı bir durum olduğu söyledi. Komsomolskaya Pravda, " Günümüzde bazı haritalardaki yanlışların Piri Reis'in haritasına bakılarak düzeltildiği biliniyor. Türk amiral ölümünden yüzyıllar sonra hala konuşuluyor" diye yazdı. PİRî REİS’İN 1513 TARİHLİ HARİTASINI KİM BULDU?
Pirî Reis’in Atlas Okyanusu ve çevre kıt’alarını kısmen gösteren 1513 tarihli meşhur haritasının bulunduğu 19 31 yılında dünyaya duyuruldu. Harita Atatürk’ün emriyle 1929 yılında Topkapı Sarayı’nda başlatılan envanter tesbit ve değerlendirme çalışmaları esnasında iki Alman bilim adamı tarafından bulunarak tanınmış ve dünyaya duyurulmuştur. Haritayı 9 Ekim 1929’da envanter çalışmaları esnasında “bulan” Kitabı Mukaddes uzmanı Prof. Adolf Deismann’dır. Tanıyan ise, daha önce Pirî Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinin bir eleştirili edisyonunu yayınlamış olan Alman şarkiyatçısı Paul Kahle’dir. 1933 yılında Kahle, haritanın detaylı bir tanıtımını bugün klâsik olmuş bir kitapçık halinde yayınlanmıştır (Die verschollene Columbus-Karte von 1498 in einer türkischen Weltkarte von 1513, Walter de Gruyter, Berlin). Aynı yıl içinde, haritanın bulunmasına vesile olan Prof. Adolf Deismann “Forschungen und Funde im Serai” (Walter de Gruyter, Berlin, 1933, ss. 111-222) adlı eserinde haritanın nasıl bulunduğunu detaylı olarak anlatmaktadır.
Harita bulunduktan iki yıl sonra, 1931 yılında, Kahle ve Oberhummer tarafından yapılan ilk yayınlar dünyaya bu önemli keşfin haberini verdikten sonra Türk gazetelerinde bir tartışma alevlendi: Haritayı kim bulmuştu? Bilhassa İbrahim Hakkı (Konyalı) haritanın 1929 Eylül ayında Topkapı Sarayı hafızı kütübü “merhum Âli” ve başkâtibi “merhum hacı Reşad” tarafından bulunduğunu, haritanın öneminin geniş bir çevreye duyurulması şerefinin ise kendisine a
it olduğunu bazı gazete yazılarında iddia etti ve bunu “Topkapı Sarayında Deri Üzerine Yapılmış Eski Haritalar” (Zaman Kitaphanesi, İstanbul, 1936, s. 65) adlı eserinde tekrarladı.
1931’de alevlenen ve sözümona kendi ağzından da beyanat içeren tartışma zamanın “İstanbul Asarıatika Müzeleri Umumî Müdürü” Aziz (Ogan) Bey’i harekete geçirmiş ve Müdür, Maarif Vekaletine yazdığı 11 ve 27 Aralık tarihli iki mektupla İbrahim Hakkı’nın yazdıklarının gerçekle alâkası olmadığını göstererek, haritanın bulunması şerefinin tamamen Prof. Adolf Deismann’a, tanınması şerefinin de tamamen Prof. Paul Kahle’ye ait olduğunu tasdik etmiştir. Zaten, haritanın Topkapı Sarayı Kütüphanesinde şu anda taşıdığı mükerrer sayı da, normal demirbaş taraması yapıldığı zaman değil, daha sonra bulunduğunu göstermektedir. Zamanın bazı gazetelerinde Aziz Ogan’ın ağzından verilen “Harita bir Alman tarafından bulunmuş değildir. Söylediğim veçhile Müze idaresince malûm, mukayyet ve mazbut bir eserdir. Ayrıca Kolomb’un bizde haritası mevcut değildir.” (Cumhuriyet, 13 Aralık 1931) şeklindeki haberler gerçeği yansıtmamaktadır.
PİRİ REİS'İN 1513 TARİHLİ HARİTASI NASIL VE NE ZAMAN BULUNDU?
Bu kısa notun amacı, Nisan 1513 (Hicrî 919 Muharrem) tarihli meşhur Pirî Reis Haritası’nın (Şekil 1) Topkapı Sarayı'nın entellektüel enkazı arasında nasıl ve kimler tarfından bulunup tanındığını belgelemektir. Bu belgelemeyi mümkün kılan, haritanın bulunduğu dönemde olayların içinde olan ve hemen ardından 1931 yılında İstanbul Asarı – Atika (Arkeoloji) Müzeleri Müdürlüğü’ne getirildiğinden en üst düzeyde sorumluluk taşıyan Aziz Ogan'ın (1888 – 1956) kişisel arşivinde bulunan yayınlanmamış resmi yazışma kopyaları ve gazete kupürleridir. Belgelemeyi gerekli kılan ise, harita bulunduktan ve kamuoyu tarafından bu önemli buluş öğrenildikten sonra haritanın kimin tarafından bulunduğu ve tanındığı konusunda bazı tartışmaların ortaya çıkmış olmasıdır.
İbrahim Hakkı Konyalı'nın Anlattıkları
Topkapı Sarayı’nda Deri Üzerine Yapılmış Eski Haritalar adlı eserinde arşivci, şehir tarihçisi ve gazeteci İbrahim Hakkı (Konyalı) (1896 – 1984) haritanın bulunuşu hakkında şu bilgileri vermektedir:
"Topkapı Sarayı müze olduktan sonra Fatih'in yaptırdığı hazine dairesinin bodrumlarında (60) kadar sandık içinde eski vesikalar ve defterler vardı. 1929 Eylûl ayı içinde değerli bir âlim olan müzeler hafızı kütübü merhum Âli ve Topkapı Sarayı başkâtibi mermuh hacı Reşad bu sandıklardaki vesikaları tetkik ederlerken Pirî Reis’in H. 919 tarihli haritasını bulmuşlar ve kütüphaneye koymuşlardı. İşte haritayı ilk bulma şerefi bu iki mütevazı adamındır. Fakat bu kıymetli Türk eserinin ilk neşir şerefini de maalesef bir ecnebi kaptı. Eski Müzeler Müdürü Halil Edhem, Âli ve Reşad Beylerin buldukları bu eseri tanıdığı zaman müzede Alman Profesörlerinden M. Deissmann tetkikat yapıyordu. Halil Edhem 9 Teşrinievvel 1929 tarihinde bu haritayı Deissmann'a gösterdi. O sırada Pirî Reis’in Bahriye’sini neşreden Bonn Üniversitesi Profesörlerinden P. Kahle de tesadüfen İstanbul'da bulunuyordu. Deissmann haritayı ona nasıl gösterdiğini kitabında şöyle anlatır: [Ben Halil Edhem'in müsaadesile bu haritayı kendisine gösterdim. O vaziyeti bize anlattı. Halil Edhem bizzat ve derhal onun – vâsi bir müsaadekârlıkla – haritayı benim çalışma odamda tetkik etmesine ve 1932 Şubatında bir fotoğrafının alınmasına müsaade etti.]" (İbrahim Hakkı,1936, ss. 65 – 66, italikler kendisinin). Burada İbrahim Hakkı, Prof. Deismann'ın 1933'te yayınlanan eserine sahife belirtmeden atıf yapmaktadır.
Burada verilen intiba, Kahle'nin Âli ve Reşad Beylerin keşiflerini ellerinden kaptığıdır. Daha önce de gazetelerde bu yönde yapılan yayınlar nedeniyle o zaman Topkapı Sarayı'nın da idarî olarak bağlı olduğu Asarı-Atika Müzeleri Müdürü Aziz Ogan Bey zamanın Millî Eğitim Bakanı Esat Sagay'a 11 Aralık 1931 tarihli bir mektup yazarak durumu açıklığa kavuşturmak gereğini duymuştur. Bu mektubun kapanış paragrafı konumuzla doğrudan ilgilidir (Bkz. Şekil 2'deki Belge-I):
"Bu harita Topkapı Sarayı’nın Müze haline inkilab ettiği tarihten beri malûm ve mazbuttur. Yoksa Almanlar tarafından tetkikle meydana çıkarılmış bir şey değildir."
Aynı tarihte, o zaman Topkapı Sarayı Müdürü olan Tahsin Öz’ün Son Posta gazetesinde çıkan bir beyanı da Ogan'ınkine paraleldir (Bkz. Şekil 3'deki Belge-II):
"Fakat söylendiği gibi bu eser bir Alman âlimi tarafından keşfedilmemiştir. Bunun keşfi şerefi de, yapmak şerefi gibi Türklere aittir. Biz bu haritayı vaktiyle keşfettik ve ehemmiyetle kütüphanemizde sakladık."
Adolf Deismann'ın Anlattıkları
Büyük Kutsal Kitap uzmanı Protestan ilâhiyatçı Prof. Gustav Adolf Deismann (1866 – 1937: Şekil 4) yukarıda bahsi geçen Forschungen und Funde im Serai (Saray'da Araştırmalar ve Bulgular) adlı eserinde (Şekil 5) Pirî Reis Haritası’nın bulunuşunu şöyle anlatmaktadır (Almanca'dan bizim tercümemiz):
"1929 Sonbaharında Halil Bey'in verdiği parçaları inceleyip düzenlerken Sultan Kütüphanesi’nin coğrâfi eserlerce ne denli zengin olduğu hakkında bir kanaat oluşturmuştum. Bunun üzerine Halil Bey'e şimdiye kadar bilinmeyen başka haritaların veya benzer malzemenin olup olmadığını araştırtmasını rica ettim. Halil ricamı derhal ve büyük bir başarıyla yerine getirdi: 9 Ekim 1929'da bana içinde çok ilginç bir Türk haritası da bulunan kendisi tarafından yeni bulunmuş koca bir takım doğu ve batı kökenli haritayı teslim etti.
Tabiî Samaritana'nın ve saray kütüphanesinin diğer kısımlarının tayininde hizmetlerine müteşekkir olduğum ve Pirî Reîs'in Bahriye'sinin yayıncısı olarak Türk denizcilik ve haritacılık konularında birinci sınıf bir uzman olan Paul Kahle'nin İstanbul'da olması bizim için büyük bir şanstı. Halil'in izniyle folyoyu kendisine gösterdim ve hemen teşhis etti. Bu kendisinin önemli bir hizmetidir. Halil bizzat büyük bir liberaliteyle haritayı günlerce benim çalışma odamda incelemesine izin verdi ve haritadaki Türkçe yazıların okunmasına katıldı. 1931 Şubatında onun için ayrıca haritanın bir fotokopisinin yaptırttı." (Deissmann, 1933, ss. 112 – 113)
Deismann'ın anlattıklarından ortaya çıkan intiba haritanın, Türk yönetici ve memurlar tarafından büyük Alman doğu bilimcisi Paul Kahle'nin (1875 – 1964: Şekil 6) onu teşhis etmesinden önce bilinmediğidir. Eğer bilinseydi, Halil Edhem'in (Şekil 7) bir tomar haritayı Deismann'a teslim ederken bunu söylememiş olması düşünülemezdi. O an söylememiş olsa bile, haritayı Kahle'nin tanımasından ve yayını için izin istemesinden sonra bu durum hiç kuşkusuz kendisine bildirilirdi. Bizzat Topkapı Sarayı kayıtlarına bakmadan önce bir kez de Kahle'nin anlattıklarını dinleyelim.
Paul Kahle'nin Anlattıkları
Paul Kahle 1933 yılında yayınlanan Pirî Reis Haritası’yla ilgili eserinde (Şekil 8) şunları söylemektedir:
"Günün birinde benim eski deniz haritalarına olan ilgimi bilen Prof. Deissmann bana bunlardan sarayda dikkatle korunmuş olan çeşitli türde bir miktarını gösterdi. Aralarında aşağıdaki yazıyı içeren ve parşömen üzerine rengârenk çizilmiş, kabaca 85X60 cm büyüklüğünde olan muhteşem bir tane vardı:
'Bunu Kemal Reis'in yeğeni el fakir Pirî ibn Hacı Muhammed Gelibolu şehrinde 919 senesi Muharreminde çizmiştir.'
Başından beri bunun yukarıda bahsi geçen ve Pirî Reis'in 1517 yılında Sultan Selim'e Kahire'de sunduğu harita olduğundan hiç şüphem olmadı." (Kahle, 1933, s. 13; Almanca'dan bizim tercümemiz).
Kahle 1513 yılında çizilmiş olan ve Amerika'yı da içeren bu haritanın Büyük Coğrafi Keşifler döneminin tarihi açısından önemini derhal kavramış ve kısa zamanda haritayı meşhur eden Kristof Kolomb ilişkisini keşfetmiştir.
Kahle'nin anlattıklarından harita kendisine gösterilirken bunun ne yazarı ne de önemi hakkında herhangi bir şeyin dile geldiği görülüyor. Deismann da açıkça haritayı teşhis edenin Kahle olduğunu anlatıyor. Filhakika, haritanın normal envanter çalışmalarından sonra teşhis edildiği envanter numaralamasına da yansımıştır.
Topkapı Sarayı Kayıtlarından Çıkarılanlar
Pirî Reis Haritası’nın Topkapı Sarayı’nda kendisine has bir arşiv numarası yoktur. Topkapı Sarayı'ndaki arşiv çalışmalarında bir eserin iki değişik nüshası aynı kolleksiyonda bulunmuş olsa bile her iki nüshaya değişik numaralar verilmiştir. Örneğin ilk Osmanlı coğrafya eseri olan Dürri Meknûn'un Revan kolleksiyonunda bulunan iki ayrı nüshası iki ayrı numara almıştır (R. 1656 ve R. 1088: bkz. Karatay, 1961, ss. 440 – 441). Pirî Reis Haritası’na ise "R. 1633 mükerrer" numarası verilmiştir (Karatay, 1961, s. 465). R. 1633 aslında Revan kolleksiyonundaki Bahriye'nin numarasıdır. Bu, haritanın envanter çalışmasından sonra bulunduğunu gösterir.
Yukarıdaki belgelerden edinilen intiba, haritanın ilk envanter çalışmalarında bulunmadığı, belki bulunmuş olsa bile tanınmadığı ve kendisine bir envanter numarası verilmediğidir. Deismann'ın yazdıklarından edinilen intiba, Halil Edhem'in Saray'da harita kalıntılarını aratmaya ancak Deismann'ın Fatih'in coğrafyaya olan merakını gördükten sonra Topkapı'da coğrafya kitaplarına ilâveten haritaların da bulunabileceği yönünde kendisini ikaz etmesiyle başlattığıdır. Şimdi bu çıkarımın ne denli doğru olduğunu bizzat Halil Edhem'in halefinin kaleminden okuyalım.
Aziz Ogan'ın 27 Aralık 1933 Tarihli Mektubunda Söylenenler
Aziz Ogan İbrahim Hakkı Konyalı'nın haritayı kendisinin bulduğu dedikodularından duyulan rahatsızlık üzerine zamanın Maarif Vekili Yusuf Hikmet Bayur'a Belge III'te sunulan (Şekil 9) mektubu yollamıştır. Bu mektupta konumuzu en çok ilgilendiren satırlar şunlardır:
"Selefi acizi Halil Edhem Bey Efendi zamanında müzeye bir hizmet [sic] müftehire olmak üzere gayrî İslâmî yazmaların kataloglarını yapan Berlin Darülfünunu Müderisslerinden Prof. Deismann kitabında Pirî Reis Haritası’nın nasıl ve ne suretle ve kim tarafından meydana çıkarıldığı hakkında izahat vermektedir. "Sahife 111, 112" bu sahifelerin şu surada mütalaası faideden hali olamıyacağı mülâhazasıyla kataloktan [sic] bir tanesini zatı devletlerine takdim ediyorum. Kabul buyurulmasını rica ederim."
Belgelerden Yapılabilecek Çıkarımlar
Yukarıda verilen belgelerden, Pirî Reis'in Haritası’nın bulunuşu ve teşhisi ile ilgili şu tarihçe ortaya çıkmaktadır:
Topkapı Sarayı'nın 3 Nisan 1924'te Halil Edhem Bey'in sorumluluğna verilmesi üzerine burada başlayan müzecilik çalışmalarının bir parçası olarak, yağmur bulutlu bir 25 Ekim 1927 gününde Halil Edhem, Efes kazılarına gelmekte olan Kutsal Kitap uzmanı Prof. Deissmann'a Saray'ı gezdirerek gayriislâmî yazmalarla ilgilenmesini rica ediyor. Prof. Deismann bir yıl sonra, tekrar kazılara geldiğinde vakit ayırarak bu ricayı yerine getiriyor. Çalışmaları esnasında Saray'daki kütüphanenin büyük ölçüde bir enkaz halinde olduğunu, zamanın, padişahların cehalet ve sorumsuzluğunun (özellikle III. Murat olarak tahmin ettiği padişahın kasıtlı tahribatının) ve böceklerin eserlere büyük zarar verdiklerini ve burada bir restorasyon çalışmasının kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Bu tavsiye yerine getiriliyor ve Prof. Deismann 1929 yılında da Saray'da çalışmalarını sürdürüyor. Bu arada Fatih'in topladığı kitaplar arasında coğrafya kitaplarının bolluğu dikkatini çekiyor ve arkadaşı Halil Edhem Bey'den Saray'da harita bulunup bulunmadığının da incelenmesini rica ediyor. Halil Edhem Bey bu ricayı olumlu karşılayarak Sarayı aratıyor ve muhtemelen daha önce de bulunmuş bazı parçalarla birlikte oluşturulan bir tomarı Prof. Deissmann'ın önüne koyduruyor. Deismann haritalar arasında İslâmi kökenli olanlar bulunduğunu görünce tesadüfen İstanbul'da bulunan ve 1926 yılında Pirî Reis'in Bahriye'sinin ilk edisyonunu yayınlamış olan Alman meslekdaşı Paul Kahle'yi haritalara bir göz atması için davet ediyor. Kahle haritalar arasında Pirî Reis'inkini görünce, bu harita hakkında Bahriye'den bildikleri nedeniyle haritayı derhal tanıyor.
Bu hikâyede İbrahim Hakkı Konyalı'nın bahsettiği Reşad ve Âli Beylerin rolleri ne olabilir? Onlar kuşkusuz Halil Edhem Bey'in emrinde sarayda bulunan kitap ve benzer döküman kalıntılarını toparlayıp düzenlemekten sorumluydular. Sarayda toparladıkları eserlerin değer ve önemi hakkında bilimsel bir yargıları olabileceği hakkında elimizde en küçük bir kanıt yoktur. Hele Konyalının daha sonra çıkıp haritanın keşfini kendisine atfetmesi, Aziz Ogan'ın dediği gibi tam bir yalandır.
Bu hikâyedeki tek karanlık nokta Aziz Ogan'ın ve Tahsin Öz'ün 1931 yılındaki mektup ve beyanlarında haritayı Almanların bulmadığı, haritanın Topkapı Sarayı Müze olduğundan beri, yani 1924'ten beri "malûm ve mazbut" olduğunu niçin söylemiş olabilecekleridir. Bu beyan ve mektupları iyimser bir şekilde yorumlama imkânı yoktur. Belli ki her iki bürokrat da belki o zaman ülkede egemen olan milliyetçilik hislerinin etkisiyle doğruyu söylememişlerdir. Harita 1924'te ne malûm ne de mazbuttu. Bu durum 1929'a kadar, Paul Kahle onu teşhis edene kadar da aynen sürdü. Ancak dürüst entellektüel Aziz Ogan, saklanan gerçeği daha sonra Hikmet Bayur'a yazdığı mektubunda itiraf etmiş, güvenilir kaynağın Deissmann olduğunun altını çizmiştir.
İki Çağdaş Anlatım: Abdülhak Adnan Adıvar Ve Âfet İnan
Haritanın bulunması hakkında ilk elden bilgileri olmadığı halde çağdaş ve en yetkili kaynaklara yakın olmaları nedeniyle güvenilir bilgi sahibi olabilecek iki kaynağı da buraya almakta yarar vardır. Bunlardan birincisi tanınmış Osmanlı bilimi tarihçisi Abdülhak Adnan Adıvar (1882 – 955), ikincisi de Atatürk'ün mânevi kızlarından daha sonra tarih profesörü olan Âfet İnan'dır (1908 – 1985). Adıvar hem entellektüel kapasitesi, hem bilgisi ve hem de ilk el kaynaklara daha bağımsız ulaşabilme olanakları açısından kuşkusuz Âfet İnan'dan daha güvenilirdir.
Abdülhak Adnan Adıvar: Adıvar 1939 yılında daha sonra bir klâsik haline gelmiş olan Osmanlı Türklerinde İlim adlı eserinin Fransızca olan ilk baskısını (Science chez les Turcs Ottomans) Paris'te sürgündeyken yayınladı. Buradaki bilgi kaynakları arasında hiç kuşkusuz hem Deismann'ın hem de Kahle'nin eserleri vardır. Bu aşamada Adıvar'ın Türkiye'deki kaynaklara ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum. Eserinin ilk baskısında Adıvar haritanın bulunuşunu şöyle nakletmektedir (Fransızca'dan bizim tercümemiz):
"1929'da Berlin'den Prof. Deismann [sic] eski saray Topkapı'nın Kütüphanesi’ndeki gayriislâmî kodeksleri düzenlerken, M. Halil'den eski sarayda olduklarını farzettiği coğrafi haritaların bulunması için dikkatli araştırmalar yapılmasını rica ettiydi. Gerçekten de 9 Ekim 1929'da H. Edhem Bey Profesör Deismann'a [sic] doğu ve batı dillerinde haritalar içeren bir paket vermiştir. Bu haritalar arasında bir Türk dünya haritasının parçası bulunmuştur. Bonn'dan Prof. Paul Kahle bu haritanın Amiral Pirî Reis tarafından çizilen ve o zaman Mısır'da bulunan Sultan I. Selim'e sunulan haritanın bir parçası olduğunu teşhis etmiştir." (Abdülhak Adnan, 1939, ss. 59 – 60).
Bu noktada Abdülhak Adnan Adıvar şu dipnotunu eklemiştir (s. 60):
"Bu haritanın bulunmasında önceliğin kime ait olduğu Türkiye'de, burada anlatmayı uygun bulmadığım bir tartışmaya neden olmuştur. Eski sarayda bulunan eski haritalar hakkında bir eser yayınlamış olan M. İbrahim Hakkı (Eski Haritalar, İstambul, 1936) bu haritayı kamuya ilk kez 1931'de yayınladığı makalelerle tanıttığını iddia etmiştir. Ancak 1931'de bu keşif, P. Kahle'nin 9 Eylül 1931'de Leiden'de toplanan Şarkiyatçılar Kongresi’ne sunduğu tebliğ ve bu tebliğin İtalyan dergisi «La Cultura» (Vol I. yıl X, fasikül 10,1931) da, İspanyol dergisi «Investigatión y Progreso» (N. 12, Aralık 1931) da ve M. Eugen Oberhummer tarafından «Anzeiger der Akademie der Wissenschaften in Wien» (N.18-27, 1931) de yayınlanması nedeniyle yaygın olarak biliniyordu. Kısa bir müddet sonra, 1932'de, bu haritanın Chr. Colomb'un haritasının bir kopyası olduğunu farketmek ayrıcalığına sahip olan M. P. Kahle «Forschungen und Fortschritte» (1932, n.19) de kısa bir not yayınlamıştır. Nihayet 1933'te aynı yazar bir tanıtma yazısı Archeion, XIX, 1937, s. 433'te çıkmış olan Die Verschollene Columbus Karte von Jahre 1498 in einer türkischen Weltkarte vom 1513 başlıklı bir broşür yayınlamıştır. İlâveten «Illustrated London News» da da (27 Şubat ve 23 Temmuz 1932) biri Türk Tarih Kurumu merhum başkanı Yusuf Akçura'nın kaleminden olmak üzere iki makale yayınlanmıştır."
Burada Abdülhak Adnan Adıvar'ın tek fakat pek önemli yanlışı bu haritanın "Chr. Colomb'un Haritası’nın bir kopyası olduğu" ifadesidir .
Adıvar sürgünden ülkesine döndükten sonra Türkiye'deki kütüphane ve arşivlerden daha kolay yararlanabildiği için eserinin genişletilmiş bir ikinci baskısını bu sefer Türkçe olarak yayınlamıştır. 1943 tarihli bu ikinci baskıda, yukarıdaki satırlara tekabül eden şu kelimeleri okuyoruz:
"A. Deismann (sic!) saray kütüphanesindeki yazmaları tetkik ve tasnif ederken, Fatih'in Batlamyus coğrafyasına ve haritalarına olan alâkasını sezmiş ve o zaman Amyrutzes'e yaptırdığı tahmin olunan haritayı bulmak için, sıkı araştırmalar yapılmasını müze müdürü Halil Ethem Bey'den rica etmiştir. Bunun üzerine 9 Teşrinisani 1929'da Halil Ethem Bey, Deissmann'a (sic!), şark ve garp dillerinde yazılı, bir takım haritalar tevdi etmiştir ki, işte bu haritalar arasında Türkçe bir kürre-i musattaha haritasının bir parçası bulunmuştur. O sırada İstanbul'da bulunan müsteşrik Paul Kahle bu haritanın Christophe Colomb'un 1498 senesine âit olup kaybolan haritanın bir kopyası ve Pirî Reis tarafından, Selim I.'e Mısır'da takdim edilen haritanın tâ kendisi olduğunu tesbit eylemiştir. Bu harita hakkında İstanbul gazetelerinde geçen münakaşâtı buraya nakletmekte mânâ yoktur. Meselâ İbrahim Hakkı adlı bir zat 1934 senesinde neşrettiği Eski haritalar unvanlı bir eserde bu haritayı 1931 senesi Kanunuevvelinin 9'unda Son Posta gazetesine yazdığı bir makale ile bütün dünyaya bildirdiğini söyleyerek keşifte takaddüm iddia ediyorsa da, aynı senenin Eylül’ünün 9’unda, Leyden şehrinde toplanan müsteşrikler kongresine P. Kahle bu harita hakkında tebliğde bulunmuş ve bu tebliğ Cultura adlı İtalyan mecmuasında (cilt I. yıl X cüz. 10, 1931) ve İspanyolca Investigacion (sic!) y Progressa adlı bir mecmuada (no. 12) intişar ettiği gibi, Eugen Oberhummer, Anzeiger der Akademie der Wissenschaften in Wien, 1931, 18 – 27'de bir makale ile bu haritayı târif etmiştir. 1932 senesinde Forschungen und Fortschritte, 1932, 19'da kısa bir not ile bu harita mevzuu bahsolmuştur. Fakat P. Kahle 1933 senesinde “Die verschollene Columbus – Karte von Yahre (sic!) 1498 in einer Türkischen Weltkarte vom (sic!) 1513” unvaniyle neşrettiği bir risalede haritayı mükemmel bir surette târif ve tavsif etmiş ve haritanın, tesbit edebildiği, membâlarını göstermeğe çalışmıştır." (Adıvar, 1943, ss. 57 – 58)
Bu Türkçe anlatım, Fransızcasının temelde aynısı olmakla beraber birkaç yazım ve basım yanlışı hemen göze çarpmaktadır. Önce, Adıvar kuşkusuz bir kalem sürçmesiyle Fransızcasında doğru olarak Ekim şeklinde yazdığını Türkçe'ye Teşrinievvel yerine Teşrinisani olarak çevirmiştir. Bu "kalem sürçmesi" anlaşıldığı kadarıyla Fransızca olan ilk baskıyı okumamış olan Âfet İnan tarafından aynen kopyalanmış (Afet İnan,1954, s. 3) ve gene Fransızca nüshayı okumadığı anlaşılan McIntosh'u da şaşırtmıştır (2000, s. 160, not 1).
İkincisi, Adıvar İbrahim Hakkı Konyalı'nın kitabının tarihini Fransızca ilk baskıda doğru olarak 1936 şeklinde verdiği halde burada bu tarih kuşkusuz bir kaza eseri 1934 olmuştur. Tüm bu ve diğer bazı imlâ yanlışları Türkçe baskının dikkatle tashih edilememiş olmasından kaynaklanmaktadır ve McIntosh'un imâ ettiği karışıklığa neden olmamalıdırlar.
Özetle, Adıvar da Deissmann'ın kitabında anlattığı tarihçeyi aynen onaylamaktadır. Bunu ülkesine döndükten ve kuşkusuz hayattaki ilgililerle belki görüştüken sonra da değiştirmek ihtiyacını duymamıştır .
Âfet İnan: Atatürk'e olan yakınlığı nedeniyle kuşkusuz Âfet İnan Pirî Reis Haritası’nın bulunmasıyla ilgili ilk elden bilgi sahiplerine istediği an ulaşabilecek bir konumdaydı. Halbuki, 1954'te bu konuda yazdığı kitabının üçüncü sahifesinde sadece "... müze haline getirilecek binaların içinde bulunan eşyalar tasnif edilmekte iken, Millî Müzeler Müdürü B.Halil Ethem, ilim âleminin o zamana kadar tanımadığı bir harita (portolan) buldu (9. XI, 1929)." yazmıştır. Belli ki Âfet İnan, haritanın Halil Edhem eliyle Deissmann'a tevdi edildiğini duymuş, tarihini de daha fazla araştırmağa lüzum görmeden Adıvar'ın eserinin ikinci baskısından aynen kopyalamıştır. Deissmann'ın ve Kahle'nin adlarının, eserleri bibliyografyada gösterildiği halde (Deissmann'ın adı aynen Adıvar'ın yaptığı imlâ yanlışıyla!) neden ortadan kaybolduğu ise entellektüel dürüstlük çerçevesinde açıklanabilecek bir olay değildir, zira en azından Adıvar'ı okuduğu kesin olan Âfet İnan'ın onların katkılarını bilmemesi mümkün değildi.
Âfet İnan'ın kitabı ne yazık ki ciddiye alınabilecek bir araştırma ürünü değildir. Saint-Dié-des-Vosges şehrini Amerika adını teklif eden bir coğrafyacı zannedecek (bkz. İnan, s. 56) ve bunu kitabının diğer baskılarında düzeltmek ihtiyacını duymayacak ölçüde bir bilgisizlik düzeyinin sergilendiği bu kitabın bizim makalemiz açısından tek yararı, yazarının Adıvar'ın yanlışlarını kopyalayıp, haritayı "bulan" olarak Halil Edhem Bey'in adını anmakla zımnen Deissmann'ın anlattıklarını doğrulamasıdır.
Sonuç
Pirî Reis'in meşhur 1513 Haritası’nın Topkapı Sarayı'nın entellektüel enkazı arasında 9 Ekim 1929'da bulunması şerefi, Fatih'in coğrafya merakını keşfedip buna dayanarak sarayda bir harita avı başlatan Adolf Deissmann ile haritayı görür görmez tanıyıp, kartografya tarihi açısından büyük önemini anlayan ve bunu tüm dünyaya bilimsel yayınlarla duyuran Paul Kahle'ye aittir. Haritanın ne bulunma tarihinde ne de bulunma şeklinde herhangi bir tereddüde en küçük bir mahal vardır. Aziz Ogan'ın Maarif Vekili Esad Sagay'a 11 Aralık 1931'de yazdığı mektupta haritanın Topkapı Sarayı Müze olduğundan beri "malûm ve mazbut" olduğu iddiası ve Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Tahsin Öz'ün Son Posta gazetesine aynı yönde verdiği demeç de hem Ogan'ın daha sonraki detaylı mektubu, hem de diğer kaynaklarca kesinlikle yalanlanmaktadır. İbrahim Hakkı Konyalı'nın bu konuda yazdıkları ise hayal mahsûlünden ibarettir.
Katkı Belirtme
Aziz Ogan arşivinden Pirî Reis ile ilgili belgeleri Ogan'ın kızı, büyük arkeolog merhume Prof. Dr. Jale İnan buldu. Bu belgeleri kullanmamıza önce o, onun ölümünden sonra da oğlu, Şengör'ün sevgili dostu Bay Hüseyin İnan izin verdi. Kendilerine şükran borçluyuz.
Kaynaklar
Adnan (Adıvar), A., 1939, La Science Chez les Turcs Ottomans: Librairie Oriental et Américaine, G.-P. Maisonneuve, Editeur, Paris, 161+ [13] ss.
Adıvar, A. A., 1943, Osmanlı Türklerinde İlim (İkinci Tabı) [Science of the Ottoman Turks (Second edition): Maarif Matbaası, İstanbul, 225 ss.
Adıvar, A. A., 1982, Osmanlı Türklerinde İlim (4th edition, much enlarged by rich footnotes added by A. Kazancıgil and S. Tekeli): Remzi Kitabevi, İstanbul, 243 ss.
Deismann, D. A., 1933, Forschungen und Funde im Serai: Walter de Gruyter & Co., Berlin, XI+144 ss.
İbrahim Hakkı [Konyalı], 1936, Topkapı Sarayında Deri Üzerine yapılmış Haritalar: Zaman Kitaphanesi, İstanbul, 267+12 ss+ 16 levha
İhsanoğlu, E., Şeşen, R., Bekar, M. S., Gülcan, G. ve Furat, A. H., 2000, Osmanlı Coğrafya Literatürü Tarihi (History of Geographical Literature During the Ottoman Period): Studies and Series on History of Science, 9; History of Ottoman Literature of Science, 3, IRCICA, İstanbul, Lxxxix+396 ss.+16 levha
İnan, Â., 1954, Pirî Reis'in Amerika Haritası (1513): (basan ve yayımlayan belirtilmemiş) Ankara, 69+[i]ss+2 levha
Kahle, P., 1933, Die verschollene Colmbus-Karte von 1498 in einer türkischen Weltkarte von 1513: Walter de Gruyter & Co, Berlin und Leipzig, 52 ss.+9 levha
Karatay, F. E., 1961, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Türkçe Yazmalar Kataloğu, c. I. Din, Tarih, Bilimler No. 1-1985: Topkapı Sarayı Müzesi Yayınları No. 11, XI+[IV]644 ss.
McIntosh, G. C., 2000, The Pirî Reis Map of 1513: The University of Georgia Press, Athens & london, xiv+230 ss.
Sezgin, F., 1987, Editor's Introduction: şurada: Sezgin, F., yayına hazırlayan, Klaudios Ptolemaios Geography Arabic Translation (1465 A.D.) Reprint of the Facsimile Edition of the MS Ayasofya 2610, in collaboration with M. Amawi, C. Ehrig-Egert, A. Jokhosha, E. Neubauer, I. Schuboltz, Veröffentlichungen des Institutes für Geschichte der Arabisch-Islamischen Wissenschaften, Rheide D Kartographie, Bd. 1, ss. 1-16.
Şengör, A. M. C., 2003, İhsanoğlu, Ekmeleddin (editor). Osmanlı Coğrafya Literatürü Tarihi (History of Geographical Literature During the Ottoman Period) (Studies and Series on History of Science, 9; History of Ottoman Literature of Science, 3). Lxxxix+912 pp. Frontis., illus., bibl., indexes. İstanbul: IRCICA, 2000. $80 (2 vol.) (cloth) (book review): Isis, c. 94, ss. 143-144.
ŞEKİLLER

![]()
Şekil 1. Pirî Reis haritasının Aziz Ogan'ın arşivinden çıkan fotoğrafı. Bu fotoğraf çok büyük bir olasılıkla Halil Edhem Bey tarafından Paul Kahle için 1931 Martında (bkz.Deissmann, 1933, s. 113; Kahle, 1933, s. 5; İbrahim Hakkı,1936, s. 66) çektirilen fotoğraftır. (Aziz Ogan arşivi)
![]()
![]()

Şekil 2. Belge I: Zamanın Asar-ı Atika Müzeleri Müdürü Aziz (Ogan) Bey'in, Maarif Vekili Esad (Sagay) Bey'e yazdığı 11 Aralık 1931 tarihli mektubun kopyası. (Aziz Ogan arşivi)
![]()
![]()

Şekil 3. Belge II: Zamanın Topkapı Sarayı Müdürü Tahsin (Öz) Bey'in 11 Aralık 1931 tarihli Son Posta gazetesine verdiği demeç. (Aziz Ogan arşivi)
![]()

Şekil 4. Profesör Gustav Adolf Deissmann (1866-1937). Deissmann 1930-1931 yıllarında Berlin Üniversitesi rektörlüğü yapmıştır.
![]()

Şekil 5. Adolf Deissmann'ın Forschungen und Funde im Serai (Saray'da Araştırmalar ve Bulgular) adlı eserinin kapağı.
![]()

Şekil 6. Profesör Paul Kahle (1875-1964). Kahle 1939’da Nazilerden kaçarak İngiltere’ye hicret etmiş, 1963 yılına kadar orada yaşamıştır.
![]()

Şekil 7. Türkiye’de modern müzeciliğin kurucularından Halil Edhem Eldem (1861-1938).
![]()

Şekil 8. Paul Kahle'nin 1933'da yayınladığı "Die verschollene Columbus-Karte von 1498 in einer türkischen Weltkarte von 1513" (1498 tarihli Kayıp Kolomb haritası 1513 tarihli bir Türk Dünya Haritası İçinde) eserinin kapağı adlı eserinin kapağı.
![]()
![]()

Şekil 9. Belge III: Aziz (Ogan) Bey'in devrin Maarif vekili Yusuf Hikmet (Bayur) Bey'e yolladığı 27 Aralık 1933 tarihli mektup. (Aziz Ogan arşivi)
(1) Topkapı Sarayı'nın Sultan II. Mehmet (Fatih) zamanında pek muhteşem olduğu düşünülen entellektüel zenginliğinin zaman içinde nasıl bir enkaza dönüştüğü konusunda bilhassa bkz. Deissmann (1933). Bu eserinde Deissmann Topkapı Sarayı kütüphanelerinin çeşitli zamanlarda verilmiş tasvirlerinin bulunduğu eserlerin künyelerini de vermektedir
Konyalı bu dedikoduları yaymaktan daha sonra da vazgeçmemiştir. Bkz. Konyalı (1936, s. 67).
(2) Bu önemli yanlış İhsanoğlu ve diğerleri (2000, s. 21) tarafından düzeltilmeden aynen tekrarlanmıştır. Şengör (2003) bu önemli yanlışa dikkat çekmiştir.
(3) Bu harita Trabzon’lu bilgin Georgios Amirutzes ve oğlu tarafından yapılan büyük boy bir Batlamyus haritasıdır. Harita bugüne kadar bulunamamıştır (bkz. Sezgin, s. 16).
(4) Adıvar'ın kitabının Aykut Kazancıgil ve Sevim Tekeli tarafından dipnot ilâveleriyle zenginleştirilerek yapılan dördüncü baskısında bu konuda herhangi bir ilâve yapılmamıştır. Ancak Kazancıgil ve Tekeli'nin, Adıvar'ın eserinin Fransızca baskısında doğru olarak verilen ancak 1943 tarihli ilk Türkçe baskıya yanlış geçen ve yukarıda bahsettiğim bilgileri de düzeltmedikleri görülmektedir. Dolayısıyla Kazancıgil ile Tekeli’nin bu konuyu dikkatle gözden geçirmediklerini sanmaktayız.
(5) Âfet İnan kitabının bibliyografyasına Adıvar'ın eserinin hem Fransızca ilk baskısını hem de Türkçe ikinci baskısını almış olduğu halde, yaptığı yanlıştan hareketle, Fransızca birinci baskıyı okumadığı kesindir.
Kaynak : http://tr.wikipedia.org